Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından, Rus gazına bağımlılığı azaltma amacıyla Avrupa ülkeleri, enerji arz güvenliğini yeniden düzenlemek için Afrika'nın zengin doğal gaz rezervlerine yöneldi. Bu rezervler, stratejik bir öneme sahip hale geldi.
Avrupa Birliği, savaş öncesi doğal gaz ihtiyacının %40'ını Rusya'dan karşılarken, bu oran %20'nin altına geriledi. Bu düşüş, alternatif enerji kaynaklarına olan talebi hızlandırdı.
Bu süreçte, Nijerya'dan Avrupa'ya gaz taşımayı hedefleyen Nijerya-Fas ve Trans Sahra Doğal Gaz Boru Hatları, Avrupa'nın uzun vadeli enerji güvenliği için ön plana çıkan projeler arasında yer aldı.
Her iki proje de Nijerya'nın zengin gaz rezervlerini uluslararası pazarlara taşımayı amaçlamakla birlikte, güzergah, siyasi ortaklıklar, finansman yapıları ve stratejik öncelikleri açısından farklılık gösteriyor. Nijerya-Fas hattı, 2016 yılında Fas Kralı 6. Muhammed ve dönemin Nijerya Cumhurbaşkanı Muhammed Buhari'nin girişimiyle önerildi ve Batı Afrika kıyısı boyunca Fas'a ulaşmayı planlıyor.
5,600 ila 6,900 kilometre uzunluğa sahip olması beklenen bu hattın, yıllık 30 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine ulaşması hedefleniyor.
Projenin, Fas üzerinden mevcut altyapı vasıtasıyla İspanya ve Avrupa'ya bağlanması ve toplam 25 milyar dolarlık bir maliyetle hayata geçirilmesi planlanıyor.
Proje, yalnızca Avrupa'ya ihracatı değil, aynı zamanda güzergah üzerindeki 13 Batı Afrika ülkesine gaz sağlayarak elektrik üretimini, gübre, çimento, metalürji ve sanayi yatırımlarını desteklemeyi amaçlıyor. Bu bağlamda, bölgesel kalkınma ve ekonomik entegrasyonu teşvik ediyor. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), bu projeye destek vererek, anlaşmayı onayladı.
19 Temmuz'da Sierra Leone'nin başkenti Freetown'da düzenlenen ECOWAS Zirvesi'nde imzalanan anlaşma, projenin Batı Afrika'nın doğal gaz kaynaklarını bölgesel pazarlara bağlayarak enerji piyasalarının entegrasyonunu güçlendirmesini ve yeni bir kalkınma koridoru oluşturmasını hedefliyor.
Projenin bir sonraki aşaması, Kazablanka merkezli bir proje şirketi ve Abuja'da bir yönetim otoritesinin kurulması, ardından yatırımcıların projeye katılması ve nihai yatırım kararının alınması olarak planlanıyor.
ECOWAS'ın desteği, Batı Afrika ülkelerinin projeye olan siyasi bağlılığını artırarak, hattın sadece Nijerya ve Fas arasında değil, geniş çaplı bir ekonomik entegrasyon ve enerji güvenliği girişimi olarak konumlanmasına katkıda bulunuyor.
Nijerya, Nijer ve Cezayir arasında 20 yıldan uzun süredir gündemde olan Trans Sahra Doğal Gaz Boru Hattı ise, Nijerya'nın güneyindeki gaz sahalarını Nijer üzerinden Cezayir'e, oradan da İspanya ve İtalya'ya taşımayı planlıyor.
4,300 ila 4,600 kilometre uzunlukta olması beklenen bu proje, mesafe açısından Fas güzergahına göre daha kısa. Hattın, yıllık 20 ila 30 milyar metreküp gaz taşıması öngörülüyor.
Cezayir'in mevcut ihracat altyapısına entegrasyonu, bu projenin en önemli teknik avantajlarından biri olarak değerlendiriliyor. Ancak proje, uzun yıllardır finansal ve güvenlik kaygıları nedeniyle henüz hayata geçirilemedi.
Son dönemde, Cezayir, Nijerya ve Nijer arasında fizibilite çalışmaları ve uygulama süreçlerini hızlandırma amacıyla yeni anlaşmalar imzalanırken, Cezayir tarafında hattın yeni bölümünün inşası başladı.
Uzmanlar, hattın özellikle Nijer ve Nijerya'nın bazı bölgelerinde güvenlik sorunları nedeniyle yüksek risk taşıdığına dikkat çekiyor. Her iki proje de, Avrupa'nın Rus gazına alternatif arayışında ön plana çıkan projeler olmakla birlikte, farklı stratejiler izliyor.
Nijerya-Fas hattı, Batı Afrika ülkelerini enerji altyapısıyla birleştirip bölgesel sanayileşmeyi desteklemeyi amaçlayan çok taraflı bir kalkınma projesi niteliğinde. Fas açısından, proje, ülkeyi Afrika ve Avrupa arasında bir enerji ve lojistik merkezi yapma stratejisinin önemli bir parçası.
Trans Sahra hattı ise Nijerya gazını en kısa yoldan Avrupa'ya ulaştırmayı hedefliyor ve bu sebeple daha klasik bir ihracat koridoru olarak görülüyor.
Energie uzmanlarına göre, her iki proje de ekonomik olduğu kadar jeopolitik rekabeti de yansıtıyor. Fas, Atlantik eksenli yeni bir enerji koridoru oluşturmayı hedeflerken, Cezayir, Avrupa'nın başlıca gaz tedarikçilerinden biri olarak konumunu sürdürmeye çalışıyor. Nijerya ise her iki projeyi de destekleyerek ihracat seçeneklerini artırmayı ve transit ülkelerle olan bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor.
Nijerya-Fas hattında, Birleşik Arap Emirlikleri, İslam Kalkınma Bankası ve OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu hazırlık çalışmalarına destek verirken, Çinli şirketlerin mühendislik ve ekipman tedarikinde görev üstlenebileceği değerlendiriliyor.
Avrupa, potansiyel bir tüketici olmasına rağmen, proje için uzun vadeli yatırıma temkinli yaklaşmaktadır.
Trans Sahra hattında ise, üç ülke arasında siyasi irade güçlenmiş olsa da milyarlarca dolarlık yatırımın nasıl finanse edileceği ve Avrupa'nın uzun vadeli gaz talebinin ne düzeyde kalacağı belirsizliğini koruyor.
Enerji piyasası uzmanları, Avrupa'nın fosil yakıt tüketimini azaltmaya yönelik politikalarının her iki projenin ticari fizibilitesini doğrudan etkileyeceğini ve Batı Afrika'da artan enerji talebinin projelerin ekonomik sürdürülebilirliğinde önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyor.

Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol