Şekib Avdagiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılın başında ortaya çıkan ABD/İsrail-İran Savaşı'nın beklenmedik bir enerji maliyeti şoku yarattığını belirtti ve enerji fiyatlarının yüksek, oynak bir seyir izlediğini, tedarik zincirleri ile dış ticarette belirsizliğin arttığını ifade etti.
Avdagiç, dış kaynaklı baskının enflasyon ve ihracatçının maliyetleri üzerinde ek yük yarattığını hatırlatarak, "İlk yarıyı zorlanmamıza rağmen dirençli kaldığımız bir dönem olarak özetleyebiliriz." dedi.
Makroekonomik açıdan dezenflasyon sürecinde kalmanın önemli bir kazanım olduğuna dikkat çeken Avdagiç, "Enflasyon haziran ayında yıllık yüzde 32 seviyesinde gerçekleşti, aylık artış yüzde 1'in altına inerek son altı ayın en düşüğü oldu. Bu durum, uygulanan programın fiyat istikrarı alanında dış şoklara rağmen mesafe katettiğinin göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.
Ekonominin büyümesine karşın sanayinin büyümediğini belirten Avdagiç, "İlk çeyrekte ekonomi yüzde 2,5 büyürken, sanayi yüzde 0,8 daraldı. Bu durumu göz önünde bulundurarak önlemlerimizi devreye almamız gerekiyor. Ayrıca, ekonomi programının üç yılını doldurduğu bu dönemde yurt içi maliyetlerle kur arasında ciddi bir makas açıldı." diye konuştu.
Avdagiç, makro göstergelerdeki iyileşmenin sanayici ve ihracatçıya yansımadığını, sıkışıklığın devam ettiğini belirterek, "Dezenflasyonun reel sektöre rahatlama olarak yansıması için daha makul finansman maliyetleri ve kur seviyeleri oluşmalıdır." dedi.
Finansman politikalarının sıkı tutulurken, üretim, yatırım ve ihracata yönelik kredi kanallarının açık tutulmasını beklediklerini aktaran Avdagiç, "Herkese ucuz para değil, üreten ve ihraç edene erişilebilir finansman sağlanmalı." şeklinde konuştu.
Üretimin devam etmesini sağlayan, enflasyonla mücadeleyi zayıflatmayan politikaların önemine dikkat çeken Avdagiç, "Düşük katma değerli üretimle küresel rekabette zorlanıyoruz, teşviklerin yüksek teknolojiye ve AR-GE'ye yönlendirilmesi gerekiyor." dedi.
Avdagiç, cari açık ve maliyet baskısının önemli bir kısmının enerji ithalatından kaynaklandığını, bu nedenle yenilenebilir enerji ve yerlileştirmenin ekonomik ve stratejik bir öncelik olduğunu belirtti.
Teknolojiye yatırım yapan firmaların global oyuncularla rahatlıkla rekabet ettiğini vurgulayan Avdagiç, "İstanbul Ticaret Odası olarak görevimiz KOBİ'lere bu süreçte destek vermek, farkındalık ve eğitim sağlamak." dedi.
ABD-Çin rekabeti ve Avrupa'nın tedarik zincirlerini daha güvenli bölgelere kaydırma eğiliminin Türkiye için fırsat sunduğunu ifade eden Avdagiç, "Türkiye, Avrupa'nın doğal üretim üssü olmaya en güçlü adaylardan biridir." diye konuştu.
Reel sektörün yılın ikinci yarısına ilişkin ekonomi yönetiminden beklentilerini değerlendiren Avdagiç, "Dezenflasyonun kararlılıkla sürdürülmesi ve bunun faiz normalizasyonuna dönüşmesi önem taşıyor." mesajını verdi.
Avdagiç, "Enflasyonun haziran ayında düşüş eğiliminde olduğunu, bu eğilim korunursa yılın kalanında reel sektörün üzerindeki finansman yükünün hafifleyebileceğini" belirtti.
Avrupa Birliği'nin Çin'e bağımlılığını azaltmak ve tedarik zincirlerini güvence altına almak istediğini belirten Avdagiç, Türkiye'nin bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğini söyledi.
Yeşil mutabakat ve karbon düzenlemesinin Türkiye için hem uyum yükü hem de fırsat olduğunu belirten Avdagiç, "Bu uyumu erken tamamlarsak Avrupa pazarında avantaj sağlarız." dedi.
ABD'nin CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönündeki iradenin Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerini yeniden şekillendirecek bir eşik olduğunu vurgulayan Avdagiç, "Türk savunma sanayisi ittifakın tedarik zincirine değer katan bir aktör." dedi.
Özellikle ticaret ve yatırım rakamlarında bir ivme görmek istediklerini dile getiren Avdagiç, "Erdoğan ve Trump'ın koyduğu 100 milyar dolarlık ticaret hedefi yıllardır konuşuluyor, ancak hacim halen 40-48 milyar dolar bandında." dedi.
Yaptırımların kalkması ile uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye'ye bakışındaki risk priminin düşeceğini ve bu durumun ortak AR-GE ve üretim kapılarını aralayacağını ifade etti.
Türkiye'nin SEPA'ya katılım için niyet mektubunu Avrupa Ödemeler Konseyine iletmesinin önemine değinen Avdagiç, bunun iş dünyası için büyük bir adım olduğunu belirtti.
SEPA üyeliğinin sınır ötesi avro transferlerini hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini belirten Avdagiç, "Bu adım, Türkiye'nin Avrupa'nın finansal altyapısına daha derinden entegre olmasını sağlayacak." dedi.
Nakit akışı hassasiyeti yüksek olan KOBİ'ler ve ihracatçılar için SEPA üyeliğinin doğrudan bir rekabet avantajı oluşturacağını söyleyen Avdagiç, bu sürecin ekonomik ilişkilerde yeni bir dönemi işaret ettiğini belirtti.


Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol