Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, İran ile ABD arasındaki anlaşmanın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini artırdığını belirtti. Engin, "Son aylarda gerilimin azalması ve geçişlerin normalleşmesiyle spot piyasada belirgin bir gevşeme eğilimi gözlenmekte. Ancak bu düşüşler genelde sert bir çöküş değil, kademeli ve dalgalı bir normalleşme sürecidir." dedi.
ABD ile İran arasında 14 Haziran'da varılan ve 18 Haziran'da imzalanarak yürürlüğe giren mutabakat zaptının ardından devam eden müzakereler kırılgan bir durum sergiliyor. Bu mutabakat, Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere açılma şartını da kapsıyor.
Anlaşmanın ardından, küresel ticaretin en kritik su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişleri hız kazandı. Şubat ayından bu yana lojistik sektörünü olumsuz etkileyen jeopolitik gerilimin azalmasıyla, küresel tedarik zincirlerindeki belirsizliklerin ve yüksek risk primlerinin düşmesi bekleniyor.
Savaş öncesinde günde ortalama 130 ticari geminin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda, 28 Şubat sonrası trafik durma noktasına gelmişti. ABD-İran mutabakatının ardından belirgin bir hareketlilik yaşandı, ancak geçişler hala savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 70 altında bulunuyor.
UTİKAD Başkanı Engin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik gerilimler ve buna bağlı navlun, sigorta ve risk primi artışlarının 2026 boyunca küresel deniz taşımacılığı piyasasında belirleyici olduğunu ifade etti.
Engin, kriz döneminde tanker ve konteyner segmentlerinde spot navlun fiyatlarının ve savaş riski sigorta primlerinin tarihi zirveler gördüğünü belirterek, "Son aylarda gerilimin azalması ve geçişlerin normalleşmesiyle spot piyasada belirgin bir gevşeme eğilimi gözlenmekte. Sigorta maliyetleri hızla düşerken, navlun fiyatlarının aynı hızda düşmemesi, yapısal maliyet unsurlarının devam etmesinden kaynaklanıyor." dedi.
Engin, Hürmüz gibi kritik geçiş noktalarında risk priminin tamamen ortadan kalkmadığını, sadece daha düşük bir bantta yeniden fiyatlandığını belirtti. Bu nedenle, spot piyasada oluşacak dip seviyenin kriz öncesi seviyelerin belirgin şekilde üzerinde kalmasının beklendiğini kaydetti.
Engin, "Armatörler ve büyük lojistik şirketleri, kriz döneminde imzaladıkları yüksek fiyatlı uzun vadeli kontratları genellikle endeks bağlantılı veya yeniden müzakereye açık esnek yapılar üzerinden revize etmeye yönelmektedir. Sabit fiyatlı kontratlarda ise ani değişiklikler sınırlı kalmakta, ancak yeni dönem kontratlarında daha düşük risk primi ve daha dengeli fiyatlama yapısına geçilmektedir." dedi.
Kriz döneminde Hürmüz çevresindeki riskler nedeniyle gemilerin Ümit Burnu üzerinden yönlendirildiğini hatırlatan Engin, bunun küresel deniz taşımacılığında ton-mil talebini yapay olarak artırarak piyasada geçici kapasite sıkışıklığı yarattığını aktardı.
Engin, "Ümit Burnu yönlendirmesinin geri çekilmesi, spot piyasada kademeli bir gevşeme ve daha rekabetçi bir fiyatlama ortamı yaratacaktır. Orta vadede ise piyasa, talep büyümesi ve filo disiplinine bağlı olarak yeni bir fiyat dengesi oluşturacaktır." ifadesini kullandı.
Engin, savaş döneminde Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin artmasının Basra Körfezi ve Kızıldeniz hattındaki liman operasyonlarını yalnızca deniz trafiği açısından değil, hinterlant bağlantıları ve iç lojistik akışları bakımından da baskı altına aldığını ifade etti.
Bu süreçte bazı limanların transit merkez olma işlevini kısmen kaybettiğini, alternatif rotalar üzerinden yapılan aktarmaların maliyetleri artırıp teslim sürelerini uzattığını belirten Engin, şöyle devam etti:
"Normalleşme süreciyle birlikte bu limanların yeniden ana akım ticaret hatlarına entegre olması beklenmektedir. Özellikle Körfez limanları, enerji ihracatı ve Asya bağlantılı konteyner akışlarında hızlı bir toparlanma eğilimine girecektir ancak Kızıldeniz hattında güvenlik algısının tamamen ortadan kalkmaması, toparlanmanın daha kademeli olmasına yol açabilir."
Engin, Hürmüz Boğazı'nın yeniden istikrara kavuşmasının klasik deniz rotalarının cazibesini artıracağını ancak alternatif koridorları tamamen devre dışı bırakmayacağını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Küresel tedarik zinciri yönetimi artık yalnızca maliyet optimizasyonuna değil, aynı zamanda risk dağıtımı ve arz güvenliği ilkelerine de dayanıyor."








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol