Matteo Patrone, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) olarak geçen yıl Türkiye'ye 54 operasyonda 2,7 milyar avro yatırım yaptıklarını ve rekor bir yıl geçirdiklerini belirtti.
Bu yıla da güçlü bir proje havuzuyla başladıklarını ifade eden Patrone, "Yılın ilk yarısında şimdiden 1,2 milyar avro yatırım yapmış olduğumuzu söylemekten memnuniyet duyuyorum. Yılın geri kalanı için de proje havuzumuz oldukça güçlü. Dolayısıyla, bu yıl da geçen yılki yatırım seviyelerine yakın bir noktada olacağımızı düşünüyorum." dedi.
Patrone, Orta Doğu başta olmak üzere bölgede devam eden çatışmalardan ve küresel zorlukların etkisinden söz ederek, çok dalgalı ve değişken bir ortamda olduklarını anlattı.
EBRD'nin öncelikleri arasında Ukrayna reel ekonomisini desteklemeyi sürdürmenin bulunduğunu belirten Patrone, savaşın başlangıcından bu yana bu ülkede gerçekleştirdikleri yatırımların 10 milyar avroyu aştığını bildirdi.
Orta Doğu'daki kriz nedeniyle kriz müdahalesine yönelik bir paket onayladıklarına dikkat çeken Patrone, açıklamalarına şöyle devam etti:
"Bu paket Ürdün, Lübnan, Irak ve Batı Şeria gibi doğrudan etkilenen bölgelerin yanı sıra, dolaylı olarak etkilenen ülkelere de odaklanıyor. Türkiye, Mısır ve Kafkaslar bu bölgelerden. Krizden doğrudan etkilenen birçok ülkede faaliyet gösteriyoruz. Ancak krizden doğrudan etkilenmemesine rağmen dolaylı etkilerini yoğun şekilde hisseden ülkelerde de varlık gösteriyoruz. Türkiye'de, krizle bağlantılı kırılganlıklara maruz kalan şirketlere likidite hatları sağlamaya odaklanıyoruz. Bunun yanı sıra, şu an için problemli olan sermaye piyasaları gibi alternatif finansman kaynaklarıyla finanse edilemeyen yatırım projelerine sahip şirketlere uzun vadeli finansman sağlıyoruz."
EBRD Başkan Yardımcısı Patrone, küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar ve Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz'de artan lojistik riskleri dikkate alındığında, Türkiye'nin yakın tedarik için önemli bir destinasyon ve güvenli bir transit koridor olma potansiyelinin yüksek olduğunu vurguladı.
Patrone, Türkiye'nin bu konuda sadece güçlü bir potansiyele sahip olmadığını, bunun bir gerçeklik olduğunu ifade ederek, şu açıklamalarda bulundu:
"Ülkede otomotiv sektörü ile beyaz eşya ve dayanıklı tüketim malları gibi diğer sanayi kollarında çok sayıda endüstriyel ortak girişim bulunuyor. Türkiye, küresel değer zincirlerinde yakın bir tedarik destinasyonu olarak önemli bir rol oynuyor. Bu kapsamda, ülkenin lojistik potansiyelini sürdürülebilir bir şekilde artırmayı amaçlayan Tersan Grubu ile yakın zamanda bir işlem imzaladık."
Patrone, bu yıl Türkiye'de gerçekleştirilecek COP31'e de değinerek, İstanbul'da özel sektör temsilcileri ve resmi makamlarla yaptıkları görüşmelerde bu konunun öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu bildirdi.
Bu bağlamda EBRD'nin önceliklerine işaret eden Patrone, şu ifadeleri kullandı:
"Banka olarak önceliklerimizden biri, emisyon yoğun sektörlere yönelik Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu'nda kaydedilen ilerleme ve gelişmedir. Bu platform kapsamında EBRD, uluslararası kuruluşlar, özel sektör paydaşları ve resmi makamlarla yakın işbirliği içinde, söz konusu sektörlerde enerji verimliliği ve karbonsuzlaştırma projeleri için toplam 5 milyar avroluk yatırımın harekete geçirilmesini hedefliyor. Bu da COP31'de önemli bir rol oynayacak. COP31'in bu girişimi daha da ileriye taşımamız için bizim adımıza çok önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum."
Matteo Patrone, Türk ekonomisindeki gelişmelere ve ekonomi yönetiminin politikalarına değinerek, Orta Doğu'daki krizin son yansımalarına dikkat çekti.
Ekonomi yönetiminin politikalarına işaret eden Patrone, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bölgedeki son kriz de dahil olmak üzere pek çok dışsal faktörün bulunduğu mevcut dalgalı ortamda Türkiye'nin bir süre öncesine göre çok daha dirençli ve sağlam bir konumda olduğunu düşünüyorum. Bu, tam olarak enflasyon yönetimi konusunda uygulamaya konulan ekonomi politikaları sayesinde oldu. Reel ekonominin bir taraftan, makroekonomik durumun ise diğer taraftan, başka durumlarda olabileceğinden çok daha istikrarlı olmasının nedeni budur. Bu dışsal faktörlerin enflasyon üzerinde baskı yarattığı doğru ve bu da ne yazık ki bu dezenflasyonist trendin hepimizin istediğinden biraz daha uzun süreceği anlamına geliyor ancak dezenflasyonist trendin temellerinin çok güçlü olduğunu ve bu anlamda gidişatın oldukça pozitif bir yönde olduğunu düşünüyorum."


Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol