ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapattığını duyurması ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını arttırması, bölgedeki deniz taşımacılığı faaliyetlerini yeniden sekteye uğrattı.
Savaş öncesi boğazdan günlük ortalama 130 gemi geçerken, çatışmalar sırasında bu geçişler yüzde 90'dan fazla azalmıştı. 14 Haziran'da ABD ve İran arasında varılan anlaşmanın ardından geçişler yeniden artarak günlük ortalama 70 gemiye ulaşmıştı.
Ancak bölgede artan gerginlik ve gemilere yönelik yeni saldırılar, Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin tekrar keskin bir şekilde azalmasına neden oldu.
Kpler veri analitik şirketine göre, 15 Temmuz'da boğazdan yalnızca 9 ticari gemi geçerken, bir gün önce bu rakam 13 olarak kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nda ABD ablukasının yeniden başlatıldığını ve boğazdan geçecek tüm gemilerden yüzde 20 oranında geçiş ücreti alınacağını açıkladı.
Trump'ın açıklamasının hemen ardından İran'ın Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı, ABD'nin Hürmüz Boğazı'na müdahalesine izin vermeyeceklerini duyurdu.
Trump'ın bu açıklamaları, küresel denizcilik firmalarında endişeye neden oldu. Alman lojistik şirketi Hapag-Lloyd, uluslararası sulardan geçiş için ücret alınmasının temelde yanlış olduğunu belirtti.
Daha sonra Trump, yüzde 20'lik geçiş ücretinden vazgeçip, Körfez ülkeleriyle ticaret ve yatırım anlaşmaları yapmayı planladıklarını duyurdu. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri izole bir şekilde değerlendirmenin doğru olmayacağını, son birkaç yılda yaşanan küresel krizlerin sektörü yüksek jeopolitik risk ortamına uyum sağlamaya zorladığını aktardı.
Engin, sektörün olası krizlere geçmişe kıyasla daha hazırlıklı olduğunu ancak risklerin tamamen ortadan kalkmadığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı'nın dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği önemli bir deniz yolu olduğunu belirten Engin, şunları söyledi:
Bölgedeki güvenlik risklerinin artması durumunda, armatörler ve taşıyıcılar risk analizlerini güncelleyebilir, savaş riski primleri ve sigorta maliyetleri artabilir, bazı hatlarda ek güvenlik önlemleri alınabilir. Bu gelişmeler navlunlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir ve özellikle enerji, petrokimya ve ham madde tedarik zincirlerinde maliyet artışlarına neden olabilir. Ayrıca, sektörün en önemli tepkisi alternatif rotaları, farklı tedarik kaynaklarını ve çok modlu taşımacılık çözümlerini daha etkin kullanmak olacaktır. Şirketler artık tedarik zincirinin sürekliliğini esas alarak hareket ediyor.
Engin, küresel ticaretin en temel ihtiyaçlarından birinin öngörülebilirlik olduğunu vurgulayarak, Trump'ın Hürmüz Boğazı geçiş ücretleriyle ilgili açıklamalarının küresel ticareti nasıl etkileyeceğini değerlendirdi.
Uluslararası deniz taşımacılığında geçiş maliyetlerini artıracak her yeni uygulamanın, yalnızca ilgili bölgeyi değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinin tamamını etkileyebileceğini belirten Engin, Hürmüz Boğazı gibi stratejik bir geçiş noktasında gemilerden ilave ücret alınması durumunda, bu maliyetlerin navlunlara yansıyacağını ve birçok sektörü etkileyebileceğini anlattı.
Engin, deniz taşımacılığının uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü ve sağlıklı ticaretin devamı için bu kuralların korunması gerektiğini sözlerine ekledi.


Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol