İnciraltı Gelişim Derneği (İNGEDER) Başkanı Tayfun Karabulut, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı’nın İnciraltı’na ilişkin açıklamalarına yanıt verdi. Çakıcı’nın bölgenin tarımsal üretimden ziyade bir simge olarak korunmasına yönelik sözlerini eleştiren Karabulut, İnciraltı’nın ideolojik tartışmaların odağına yerleştirildiğini savundu. Beş nesildir bölgede yaşayan ailelerin geleceğinin bu tartışmalara feda edilmemesi gerektiğini vurgulayan Karabulut, planlama sürecinin tamamlanması çağrısında bulundu.
“Mesele tarım değil, İnciraltı’nın bir simge olarak kalmasıymış”
Hakan Çakıcı’nın, İnciraltı için “Biz de İnciraltı’nda buğday ekip, domates yetiştireceğiz iddiasında değiliz” sözlerini değerlendiren Karabulut, bölgenin tarım alanı olarak korunmasını savunanların bugün farklı bir yaklaşım ortaya koyduğunu ifade etti.
Açıklamaların İnciraltı’nın gerçek ihtiyaçlarından uzaklaşıldığını gösterdiğini belirten Karabulut, şu ifadeleri kullandı:
“Biz bu sözleri, İnciraltı’nın gerçek ihtiyaçlarından uzaklaşılarak ideolojik bir mücadelenin simgesi haline getirilmek istendiğinin açık bir itirafı olarak değerlendiriyoruz.
Bu açıklamalar, İnciraltı’nın planlanmasının önüne yıllardır neden engeller çıkarıldığını da sorgulatmaktadır. Demek ki mesele tarım değil, İnciraltı’nın bir ‘simge’ olarak kalmasıymış!”
Karabulut, yüz yüze görüşme taleplerine yanıt alamadıklarını belirterek açıklamaların röportajlar üzerinden yapılmasını da eleştirdi. İnciraltı'nın kendileri için yalnızca bir simge olmadığını dile getiren Karabulut, “İnciraltı birilerinin simgesi olabilir ama bizim geçmişimiz, bugünümüz ve çocuklarımızın geleceğidir. Beş nesildir bu topraklarda yaşayan ailelerin geleceğinin ideolojik tartışmalara kurban edilmesine müsaade etmeyiz” dedi.
Hukuki süreçteki kararları hatırlattı
İnciraltı’nın tarım dışı kullanımına ilişkin yargı sürecine de değinen Karabulut, İzmir 6. İdare Mahkemesi ile İzmir Bölge İdare Mahkemesinin tarım dışı kullanım iznini hukuka uygun bulduğunu ve kamu yararı değerlendirmesini ortaya koyduğunu belirtti.
Sürecin Ziraat Mühendisleri Odası tarafından Danıştay’a taşındığını hatırlatan Karabulut, burada da aynı yönde karar çıkacağına inandıklarını söyledi. Bölgenin geleceğinin hukukun, bilimin ve kamu yararının yanı sıra beş nesildir burada yaşayan insanların hakları gözetilerek şekillenmesi gerektiğini ifade etti.
“İnciraltı’nın bugünkü hali kime fayda sağlıyor?”
Planlama sürecindeki belirsizliğin hem bölge sakinlerini hem de İzmir'i olumsuz etkilediğini savunan Karabulut, İnciraltı’nın önemli bir bölümünün atıl durumda bulunduğuna dikkat çekti.
Kent merkezinde, deniz ve orman yakınında yer alan bölgenin özellikle akşam saatlerinde karanlık ve terk edilmiş bir görüntü sergilediğini belirten Karabulut, bu durumun günlük yaşamın yanı sıra asayiş ve güvenlik açısından da sorunlara yol açtığını kaydetti.
İnciraltı’nın mevcut durumunun kime fayda sağladığını soran Karabulut, bölgenin planlama belirsizliği nedeniyle sağlık turizmi, istihdam, ekonomik kalkınma ve kent yaşamı açısından önemli fırsatları değerlendiremediğini ileri sürdü. Doğal değerlerin korunmasının bölgeyi yıllarca belirsizlik içinde bırakmak anlamına gelmediğini belirterek çağdaş şehircilik ilkelerine uygun planlamanın önemini vurguladı.
İmar planlarının tamamlanması çağrısı
İnciraltı’nın sağlık turizmi, nitelikli konaklama, ticaret, yeşil alanlar ve sosyal donatılarla İzmir’e katkı sağlayabileceğini belirten Karabulut, planlama sürecinde gelinen aşamadan umutlu olduklarını dile getirdi.
Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere hükümete ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına çağrıda bulunan Karabulut, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının tamamlanarak yürürlüğe girmesini istedi. Ayrıca vakit kaybedilmeden 18. madde imar uygulaması çalışmalarının başlatılması gerektiğini ifade etti.
İnciraltı’nda betonlaşma değil, planlı ve nitelikli bir gelişim istediklerini vurgulayan Karabulut, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“İnciraltı’nın daha fazla zaman kaybetmeye tahammülü kalmamıştır. Beş nesildir bu topraklarda yaşayan ailelerimiz artık belirsizlik değil, çözüm beklemektedir.
Biz İnciraltı’nın betonlaşmasını değil, planlı ve nitelikli bir şekilde İzmir’e kazandırılmasını istiyoruz.
İnciraltı’nı gerçekten korumak istiyorsak, onu bugünkü kaderine terk etmemeliyiz.
Çünkü İnciraltı kaybettikçe yalnızca toprak sahipleri değil, İzmir de kaybediyor!”








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol