Hopkinson, Mayıs ayında kurulan partinin amacını, hedeflerini ve Filistin'e olan desteklerini AA muhabirine değerlendirdi.
Lise öğretmeni olan ve 17 yaşından beri Filistin aktivisti olarak faaliyet gösteren Hopkinson, Christchurch şehrinde, Gazze'deki olayların başlamasından bu yana protestolarını sürdürüyor.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın, insanların Gazze'deki olaylara dikkatini azalttığını söyleyen Hopkinson, 2026'nın Yeni Zelanda'da seçim yılı olması nedeniyle bu konuyu yeniden gündeme getirmek için Özgür Filistin partisini kurduğunu ifade etti.
Tarayıcınız video oynatmayı desteklemiyor.
Hopkinson, "(Partinin kurulması) Filistin halkına karşı 78 yıldır süren olaylara suç ortağı olan siyasetçilerimizi sorumlu tutmak için iyi bir yöntemdir." dedi.
Yeni Zelanda'daki sistemin çok partili koalisyonları yaygın hale getirdiğini, ancak sağcı ya da solcu olsun tüm partilerin Gazze'deki olaylara "suç ortağı" olduğunu belirten Hopkinson, "Bu partilerin tamamı, İsrail Filistin'e yönelik suçlar işlerken iktidardaydı. İktidarda olmadıklarında kulağa hoş gelen şeyler söylüyorlar ama iktidara geldiklerinde, 'Amerikan imparatorluğunun' parçası olduğumuzdan suç ortağı oluyoruz." ifadelerini kullandı.
Hopkinson, partisinin gelecekte yalnızca Filistin odaklı kalacağını belirterek, "Bu meseleyi, dünyanın ahlaki olarak karşı karşıya olduğu en önemli mesele olarak görüyoruz çünkü bu, günümüzün en önemli olaylarından biridir ve bunu canlı yayında izliyoruz. Dünyadaki büyük güçler hiçbir şey yapmıyor ve genellikle buna suç ortağı oluyor." dedi.
İsrail'e yönelik sert bir dil kullanan Hopkinson, "Asla var olmaması gereken haydut devlet İsrail, dünyanın (ekonomik) gerilemesine neden oluyor, İran'a saldırıları ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması nedeniyle olası bir krize sürüklüyor." ifadesinde bulundu.
Hopkinson, Yeni Zelanda'daki siyasi partilerin Filistin konusunda tamamen başarısız olduğunu ve onlara inancının olmadığını ifade etti ve şunları söyledi:
"İsrail var oldukça Orta Doğu'da barış olacağını düşünmüyorum. Orta Doğu'daki krizlerin tümü İsrail yüzünden ya da tarafından ortaya çıkıyor. Bu, asıl mesele. Başarımız, Filistin meselesini hem Yeni Zelandalıların hem de dünyanın odağına çekmek oldu." Hedefleri arasında İsrail'in işlediği olaylara suç ortaklığını azaltmak yer alıyor. Hopkinson, partiyi duyurduktan sonra çoğunlukla olumlu tepkiler aldıklarını belirterek, "Elbette siyonist lobi bundan memnun olmadı ancak genel kamuoyundan büyük destek gördük." diye konuştu.
Gerekli olan üye sayısına "rekor sürede" ulaştıklarını ve ciddi destek gördüklerini söyleyen Hopkinson, "Belki herkes olayın tüm ayrıntılarını bilmiyor ancak artık İsrail'in 'iyi taraf' olmadığını ve çok korkunç şeyler yaptığını anlıyorlar. Bu da hem örgütlenme kapasitemizi hem de hükümet üzerinde baskı kurma gücümüzü ciddi biçimde artırdı." değerlendirmesinde bulundu.
Hopkinson, parlamentoda sandalye kazanmaları durumunda politikalarında ilk olarak, Yeni Zelanda'yı ABD ve diğer Avrupa ülkeleriyle olan askeri ve güvenlik ittifaklarından çekmeye odaklanacaklarını belirterek, "(İttifaklar) Bunların bizi hem ABD emperyalizmine hem de İsrail'in yaptığı olaylara ortak ettiğini düşünüyoruz. Olaylar devam ederken Yeni Zelanda askerleri İsrail ve ABD askerleriyle ortak tatbikatlara katıldı." dedi.
Ayrıca hükümeti Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde girişimlerde bulunmaya çağıracaklarını vurgulayan Hopkinson, Filistinlilerin geri dönüş haklarının uygulanması, işgalin sona erdirilmesi ve İsrail'in ihlalleri konusunda harekete geçilmesini istediklerinin altını çizdi. Benzer kuruluşların, siyonizmle mücadelede faydalı olabileceği mesajını ileten Hopkinson, İngiltere, Almanya ve Avustralya gibi ülkelerde yasaklanmasından dolayı "Nehirden denize kadar Filistin özgür olacak" sloganını kullandıklarına dikkat çekerek, bu nedenle aynı zamanda ifade özgürlüğü konusunda da mücadele ettiklerini ve Yeni Zelanda'nın da diğer ülkeleri takip etmemesi gerektiğini söyledi.
Filistinlilerin, dünyanın teknolojik açıdan en gelişmiş kuşatması altında yaşadığına işaret eden Hopkinson, "İsrail'in verdiği ve bizim soykırım olarak nitelendirdiğimiz tepkinin sorumluluğu Filistinlilere yüklenmemelidir." diye konuştu.
Hopkinson, dünyanın farklı yerlerindeki dayanışma hareketlerinin mevcut her araçla İsrail'e karşı baskıyı artırması gerektiğini kaydederek, ne kadar fazla dayanışma kurulursa "siyonizm ve ABD emperyalizmine karşı mücadelede de o kadar güçlü" olunacağı mesajını verdi.





Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol