Bianlik
Son Gelişmeler
GRAM ALTIN6.389,75
DOLAR49,7612
EURO55,8882
STERLİN66,6598
BIST 10011.116,99
BITCOIN$79.653
GRAM GÜMÜŞ86,25
BRENT$116,93

Suudi Arabistan'daki Erken İslam Dönemi Keşifleri, Kur'an Tarihine Yeni Bir Perspektif Sunuyor

Esma Öztonga•11 dk okuma•33
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Suudi Arabistan Miras Kurumu, Medine bölgesinde Hz. Osman öncesine tarihlenen Kur'an ayetlerini içeren yazıtların da bulunduğu 1700'den fazla kaya yazıtı ve arkeolojik buluntu keşfettiğini duyurdu.

Suudi Arabistan'daki Erken İslam Dönemi Keşifleri, Kur'an Tarihine Yeni Bir Perspektif Sunuyor

ABD merkezli Uluslararası Kuran Araştırmaları Derneği (IQSA) İcra Direktörü Dr. Hythem Sidky, AA muhabirine verdiği demeçte, bu keşiflerin erken İslam tarihine ve Kur'an-ı Kerim'in aktarımına dair önemli bilgiler sunduğunu ifade etti.

Keşifleri değerlendiren IQSA İcra Direktörü Dr. Sidky, yeni yayımlanan yazıtların heyecan verici olduğunu belirterek, "Bu yazıtlar, erken İslam tarihine dair daha geniş bir anlayış ve pencere sunuyor. Medine'yi çevreleyen bölge de büyük öneme sahip çünkü İslam'ın doğuş yeri burasıydı ve ilk halifeler Medine merkezliydi. Peygamber'den sonraki ilk nesiller burada yaşadı ve bu bölgede izler bıraktı." dedi.

Bulunan yazıtlar arasında ikinci halifenin adının geçmesinin önemli bir bulgu olduğunu söyleyen Sidky, bunun Hz. Ömer'den bahseden daha geniş bir yazıt koleksiyonuna katkıda bulunduğunu belirtti. Sidky, bu koleksiyonun içinde Hz. Ömer'in ölümünden bahseden ve Hicri 24 yılına tarihlenen ünlü Züheyr Yazıtı'nın da bulunduğunu hatırlattı.

Son keşifteki yazıtın farklı bir özelliğine dikkat çeken Sidky, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Bu özel durumda, yazıtın paleografisinin birinci yüzyıla ait bir tarihlendirmeyi engellemesi ilgi çekici. Dolayısıyla bu yazıt büyük olasılıkla Ömer döneminden kalma değil, onu anan bir yazıttır. Bu durum, Ömer'in bölgedeki insanlar üzerindeki tarihini ve önemini anlamamıza yardımcı olmaktadır."

Yazıtların sadece kayaya ne yazıldığını değil, aynı zamanda yazıyı kazıyan insanların kültürü hakkında da çok şey söylediğini belirten Sidky, Medine bölgesinde İslamiyet'ten sonra yazıt sayısında net bir artış yaşandığını ifade etti.

Sidky, "İslam öncesi dönemde yazıtların yoğunluğu ve sayısı açısından keskin bir geçiş görüyoruz; İslam sonrası ise çok sayıda dini nitelikte yazıt ortaya çıktı. Erken halifelerden ve Kur'an-ı Kerim'den ayetler aktarıyorlar. Bu yazıtlar, bölgenin her yerinde dini ve dindar yakarışlar içeriyor." diye konuştu.

Sidky, bu durumun iki farklı anlama geldiğini belirterek, "Birincisi, nüfusun genel okuryazarlığını ve okuryazarlığın önemini gösteriyor. Aynı zamanda, birinin anısını yaşatmak için kayada kalıcı bir iz bırakma isteğinden de bahsediyor." ifadelerini kullandı.

Bu keşiflerin erken İslam anlayışını köklü bir şekilde değiştirmeyeceğini ancak Kur'an metninin tarihi ve aktarımı hakkında bilinenleri güçlendirdiğini belirten Sidky, şunları kaydetti:

"Bu durum, özellikle gördüğümüz yazıların grafiti olması düşünüldüğünde, Kur'an'ın önemi ve değerini vurgulamaktadır. Profesyonel bir hattatın yazdığı mushaflar başka bir şey ifade eder. Ancak rastgele bir bireyin duvar yazısı, Kur'an'ın Müslümanların yaşamında ne kadar merkezi olduğunu gösterir."

İkinci veya üçüncü yüzyılda birinin Hz. Ömer hakkında bir yazıt kazımasının, onun Müslümanların zihnindeki önemini ortaya koyduğunu söyleyen Sidky, buluntuların entelektüel tarihe dair daha geniş bir pencere açtığını belirtti.

Suudi Arabistan Miras Kurumunun keşifleri yayımlarken temkinli bir yaklaşım sergilediğini öven Sidky, "Bu bulgular yayımlandığında çok heyecan verici oluyor. Ancak Suudi Miras Kurumu bu yazıtları yayımlarken dikkatli davrandı. Bu tür yazıtlara temkinli ve heyecanlı yaklaşmak en doğru yoldur." dedi.

Irak'taki Tikrit Üniversitesi emekli öğretim üyesi, dil bilimi ve mushaf yazımı uzmanı Prof. Dr. Ganim Kadduri el-Hamed, Hicaz bölgesinde son yıllarda keşfedilen erken dönem yazıtların, İslam tarihinin ilk asırlarının anlaşılması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Medine ve Mekke çevresinde bulunan Kur'an ayetleri ile kişisel yazıtların tarih açısından önemli olduğunu belirten Hamed, sahabe dönemine ait yazıtların bulunmadığının düşünüldüğünü ancak yapılan araştırmalarda çok sayıda yazıt tespit edildiğini söyledi.

Bu yazıtların bir bölümünde sahabe ve tabiîn nesline ait isimlerin yer aldığını aktaran Hamed, "Hicri birinci ve ikinci yüzyıla ait çok sayıda yazıt gün yüzüne çıkarıldı. Bu eserler, erken dönem Arap yazısıyla kaleme alınmıştır." dedi.

Yazıtların içerik bakımından çeşitlilik gösterdiğine dikkati çeken Hamed, bazı kayalarda İhlas, Felak ve Nas sureleri, Ayete'l-Kürsi, Hz. Muhammed'e salavat ifadeleri ve Kur'an-ı Kerim'den farklı ayetlerin bulunduğunu dile getirdi.

Bazı yazıtların ise tarihi olayları veya kişilerin belirli bölgelerden geçtiğini belgeleyen ifadeler içerdiğini anlatan Hamed, "Bu yazılar, sadece dini içerikli değil, aynı zamanda dönemin insan hareketliliğini ve sosyal hayatını gösteren belgelerdir." dedi.

Arap Yarımadası ve Hicaz bölgesinin sadece çorak çöllerden oluştuğu yönündeki yaygın kanaatin eksik olduğunu ifade eden Hamed, özellikle ilkbahar dönemlerinde su kaynaklarının bulunduğu vahaların insanların dinlenme alanları olduğunu söyledi.

Medine'nin yaklaşık 45 kilometre güneyinde, Mekke-Medine yolu üzerindeki Gadir Revâve bölgesini örnek gösteren Hamed, bölgede yağış dönemlerinde su birikintileri, ağaçlar, gölgelik alanlar ve mağaraların bulunduğunu belirtti.

Bu bölgede yüzlerce yazıt bulunduğunu aktaran Hamed, bazı araştırmacıların yalnızca Gadir Revâve'de yaklaşık 300 yazıt tespit ettiğini kaydetti.

İslam'ın ilk dönemlerinde bugünkü anlamda yolların bulunmadığını, bunun yerine kervan güzergâhlarının kullanıldığını hatırlatan Hamed, Medine ve Mekke'den Şam, Irak ve Yemen'e uzanan yollar üzerinde yolcuların konakladıkları noktalarda kayalara yazılar bıraktığını ifade etti.

Son yıllarda yapılan çalışmalarla Hicaz bölgesinde yüzlerce yeni yazıtın ortaya çıkarıldığını belirten Hamed, "Bu yazıtlar, İslam'ın bu coğrafyada yayılmaya başladığı sahabe dönemini belgeleyen somut tarihi kaynaklardır." dedi.

Kur'an yazıtlarına ilgisinin mushaf yazımı alanındaki uzmanlığından kaynaklandığını anlatan Hamed, yayımlanan Kur'an yazıtlarını bir araya getirerek "Erken Dönem Kur'an Yazıtları: Tarihî ve Dilbilimsel Göstergeleri" adlı çalışmayı hazırladığını söyledi.

Kitabın yayımlanmasından sonra yeni Kur'an yazıtlarının da keşfedildiğini belirten Hamed, Kur'an içerikli yazıtların toplam yazıtların küçük bir bölümünü oluşturduğunu ifade etti.

Hamed, araştırmacıların Kuzey Hicaz'dan başlayarak Medine, Mekke, Taif ve Asir bölgelerine kadar uzanan geniş alanda yaklaşık 6 bin yazıt tespit ettiğini aktardı.

Bu yazıtların dil, yazı karakterleri, dini içerikleri ve kişi isimleri bakımından önemli bilgiler taşıdığını belirten Hamed, "Bunlar, İslam'ın ilk dönemlerinden günümüze ulaşan çok değerli tarihi belgelerdir." dedi.

Erken dönem yazıtlarının İslam toplumundaki zihniyet değişimini ortaya koyduğunu belirten Hamed, Arap yazısının gelişim sürecine ilişkin bilgiler verdi.

İslam öncesinde Arap Yarımadası'nda "Müsned" adı verilen eski yazı sisteminin kullanıldığını aktaran Hamed, zaman içinde bunun yerini Hicazi yazısına bıraktığını söyledi.

Hicazi yazısının kökeninin Nebatiler dönemine kadar uzandığını ifade eden Hamed, İslam öncesi yazıtlarda Lat ve Uzza gibi putlara yönelik ifadeler bulunduğunu, İslam'ın gelişiyle birlikte ise yazıtların içeriğinin değiştiğini belirtti.

Hamed, erken İslami yazıtlarda "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik ederim" gibi ifadelerin yer aldığını aktararak, bu durumun toplumun inanç dönüşümünü gösterdiğini söyledi.

Erken dönem yazıtlarının Kur'an'ın yazıya geçirilme sürecine ilişkin önemli bilgiler sunduğunu belirten Hamed, Hz. Ömer bin Hattab'a ait olduğu değerlendirilen yazıtın bunların en dikkat çekici örneklerinden biri olduğunu ifade etti.

Hz. Ömer'e ait olduğu belirtilen yazıtta "Allah, dünya ve ahirette Ömer bin Hattab'ın dostudur. Allah'tan başka ilah yoktur." ifadelerinin yer aldığını aktaran Hamed, bunun Hicri 24 yılından önceye tarihlendirildiğini söyledi.

Medine'nin kuzeyinde bulunan Züheyr Yazıtı'nın da erken dönem İslam tarihi açısından önemli olduğunu belirten Hamed, bu yazıtta Hz. Ömer'in vefat yılı olan Hicri 24 tarihinin yer aldığını aktardı.

Taif'teki baraj yazıtının da Emeviler döneminden önemli bir belge olduğunu ifade eden Hamed, bu tür kitabelerin yapıların tarihini belgelemek amacıyla kullanıldığını söyledi.

Yazıt araştırmalarının henüz gelişme aşamasında olduğunu dile getiren Hamed, Medineli tarihçi Muhammed el-Mağzavî'nin Medine çevresinde yaklaşık 6 bin yazıtı belgelediğini kaydetti.

Taş yazıtların tarih araştırmaları açısından büyük avantaj sağladığını belirten Hamed, "Bir belge zaman içinde değiştirilebilir ancak kaya yazıtları ve tarihi yapılar ait oldukları döneme tanıklık etmeye devam eder." dedi.

Medine'de bulunan ve Hz. Ömer'in adını taşıyan yazıtın onun hayatına ilişkin yeni tarihsel bilgiler eklemediğini belirten Hamed, ancak yazıtın Hz. Ömer'in yazı yazabildiğini gösteren somut bir belge olduğunu söyledi.

İslam öncesinde Arap toplumunda okuryazarlığın sınırlı olduğunu aktaran Hamed, Hz. Muhammed'in yazıyı teşvik etmesi ve Kur'an'ın yazıya geçirilmesini emretmesiyle yazı bilenlerin arttığını ifade etti.

Hz. Ömer'in güzel yazıya önem verdiğini anlatan Hamed, erken dönem yazıtlarının sahabilerin yazı kültürü hakkında önemli bilgiler sunduğunu söyledi.

Zeyd bin Sabit'e ait olduğu değerlendirilen yazıtın da büyük önem taşıdığını belirten Hamed, "Bu tür belgeler, ilk mushafların yazıldığı hat hakkında fikir vermektedir." dedi.

Yazıtların ziyaret edilmesi konusunda değerlendirmelerde bulunan Hamed, İslam'da taşlardan veya tarihi eserlerden bereket umma anlayışının bulunmadığını söyledi.

Bu tür ziyaretlerin kişiye tarih bilinci kazandırdığını belirten Hamed, "İnsan burada durmuş, bu yazıyı yazmış diye düşünmek manevi ve zihinsel bir etki oluşturabilir ancak bu dini bir kutsiyet anlamına gelmez." ifadelerini kullandı.

İslam medeniyeti tarihi üzerine çalışan araştırmacılara çağrıda bulunan Hamed, erken dönem yazıtlarının büyük bir araştırma alanı sunduğunu belirtti.

İslam tarihçisi Prof. Dr. Cevad Ali'nin geçmişte Arap Yarımadası'nın erken dönemlere ilişkin sessiz kaldığını söylediğini hatırlatan Hamed, bugün ise durumun değiştiğini ifade etti.

"Eskiden kumların tarihi eserleri örttüğü söylenirdi. Bugün ise dağlar ve kayalar bize konuşuyor." diyen Hamed, yazıtların tarihçiler için önemli bir kaynak haline geldiğini vurguladı.

Bu alanda çok sayıda akademik çalışmanın yapıldığını aktaran Hamed, kendi hazırladığı "Medine Çevresindeki Erken Dönem İslam Yazıtları" adlı eserinde yaklaşık 150 yazıtı incelediğini belirtti.

Yazıtların tarih, dil, medeniyet ve sanat tarihi açısından önemli olduğunu vurgulayan Hamed, "Binlerce yazıt araştırmacıları bekleyen büyük bir hazine niteliğinde. Gelecekte yeni keşiflerle İslam tarihinin ilk asırlarına ilişkin çok önemli bilgiler ortaya çıkacaktır." ifadelerini kullandı.

Miras Kurumu daha önce yaptığı açıklamada, söz konusu buluntuların İslam'ın erken dönemlerine, özellikle Hz. Osman öncesi döneme uzanan tarihi sürece ışık tuttuğunu ve Arap Yarımadası'nın kültürel mirasının anlaşılmasına katkı sağladığını belirtmişti.

Kurum açıklamasında, "Mehd bölgesindeki her taş bir hatıra taşımakta, her yazıt ise İslam devletinin ilk günlerine uzanan tarihten bir hikayeyi korumaktadır. Bugün geçmişimizin sırlarını ortaya çıkarıyor ve onları gelecek nesillere aktarıyoruz." ifadelerine yer verilmişti.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Suudi Arabistan'daki Erken İslam Dönemi Keşifleri, Kur'an Tarihine Yeni Bir Perspektif Sunuyor
Suudi Arabistan'daki Erken İslam Dönemi Keşifleri, Kur'an Tarihine Yeni Bir Perspektif Sunuyor