Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, LBCI televizyonuna verdiği röportajda Hizbullah, İsrail ve güncel gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Selam, "Hizbullah ile çatışma arayışında değiliz. Tam tersine, silahlı bir çatışmanın önüne geçmeye çalışıyoruz." diyerek, kendisinin veya hükümetteki herhangi bir ismin Hizbullah'ın baskısına boyun eğmeyeceğini belirtti.
Selam, Hizbullah'tan Taif Anlaşması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı kararı, çatışmaların durdurulmasına ilişkin bildiri ve hükümet programındaki taahhütlerini yerine getirmesini beklediklerini ifade etti.
İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 297'ye ulaştığını açıkladı.
İsrail ile yürütülmesi planlanan müzakerelere değinen Selam, kamuoyunda "çerçeve anlaşması" olarak bilinen ifadenin yanlış olduğunu, bunun bir anlaşma değil, müzakerelerin seyrini ve hedefini belirleyen bir çerçeve olduğunu açıkladı.
Lübnan'ın müzakere yapmayı arzulayan bir ülke olmadığını belirten Selam, ancak iki savaşın binlerce kişinin ölümüne ve milyarlarca dolarlık yıkıma yol açmasının ardından bu aşamaya gelindiğini ifade etti.
Birinci savaşın doğrudan 7 milyar dolarlık hasara neden olduğunu, ekonomik kayıpların yaklaşık 13 milyar dolar olarak hesaplandığını ve ikinci savaşta 5 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.
Selam, müzakere çerçevesinin temel hedefinin İsrail'in Lübnan'dan tamamen çekilmesi, ülkenin güneyindeki yerinden edilmiş kişilerin güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlaması olduğunu söyledi. İsrail ile yapılacak müzakerelerde önceliğin çekilme takviminin belirlenmesi olacağını vurguladı.
Selam, İsrail'in "Lübnan topraklarının tamamı dışına yeniden konuşlanmasını" öngören ifadenin tam çekilme anlamına geldiğini belirtti ve "Yeniden konuşlanma ile çekilme arasında ne fark var? Metinde 'Lübnan topraklarının tamamı' ifadesi kullanılıyor. Bu, İsrail'in tüm Lübnan topraklarından çekilmesi anlamına gelir." dedi.
Selam, önümüzdeki günlerde İsrail'in Batı Zutr, Doğu Zutr ve bazı köylerden çekilmesinin beklendiğini, Ganduriye ve Frun bölgelerinde ise İsrail tanklarının bulunmadığını ancak ateş gücüyle kontrolün devam ettiğini belirtti.
İsrail'in çekildiği her bölgeye Lübnan ordusunun gireceğini ve devlet otoritesini tesis edeceğini belirten Selam, "2000 yılında İsrail çekildikten sonra ordunun güneye konuşlanması neden engellendi? Bugün İsrail ordusunun çekildiği her yere Lübnan ordusu girecek ve devlet otoritesini kuracak." ifadelerini kullandı.
Silahların sadece devletin elinde bulunması gerektiğini vurgulayan Selam, "Hangi devlette iki ayrı ordu bulunur?" dedi.
Selam, hükümetin 5 Ağustos'ta ordudan silahın devlet tekelinde toplanmasına yönelik bir uygulama planı hazırlamasını istediğini, planın Bakanlar Kuruluna sunularak ilk aşamasının uygulanmaya başlandığını ve sahadaki gelişmeler doğrultusunda planın güncelleneceğini ancak temel yaklaşımın değişmediğini açıkladı.
Selam ayrıca, 1949 Ateşkes Anlaşması'nın temel ilkelerinin halen geçerli olduğunu ancak uygulanabilir hale gelmesi için güncellenmesi gerektiğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı kararının da Ateşkes Anlaşması gibi karşılıklı güvenlik güvenceleri içerdiğini belirten Selam, Lübnan'ın uzun süredir devlet otoritesinin ülkenin tamamına yayılması gerektiğini savunduğunu dile getirdi.
Selam son olarak, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın hükümet programında yer alan temel ilkelerin dışına çıkacak herhangi bir müzakere yürütmesinin mümkün olmadığını sözlerine ekledi.







Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol