Bianlik
Son Gelişmeler

KKTC Tüp Bebek Skandalında Şüpheli Çocuk Sayısı 30'a Çıktı

Şahnur Erbulak8 dk okuma1
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki bazı tüp bebek merkezlerinde tedavi gören yabancı ailelerin, seçtikleri sperm veya yumurta donörleri yerine farklı kaynaklardan elde edilmiş donörlerin kullanılmış olabileceği yönündeki iddialarda yeni gelişmeler ortaya çıktı. İngiliz yayın kuruluşu BBC, aylar süren kapsamlı bir araştırmasını tamamladı ve ilk aşamada sadece yedi çocuk üzerinden ele alınan şüpheli vaka sayısının en az 30 çocuğa ulaştığını duyurdu.

BBC’nin gerçekleştirdiği yeni araştırma bulgularına göre, bu şüpheli durumun büyük çoğunluğu İngiliz ailelere ait olan en az 30 çocukta yoğunlaşıyor. Araştırma, bu çocukların tedavi öncesinde ailelerin tercih ettiği sperm veya yumurta donörleri yerine, farklı kişilere ait üreme hücrelerinin kullanılmış olabileceği ihtimalini araştırıyor.

Ailelerin, tedavi sürecine başlamadan önce kendilerine sunulan donörlerin sağlık geçmişleri, fiziksel özellikleri, kişilik yapıları, eğitim seviyeleri ve ilgi alanları gibi detaylı bilgileri inceleyerek seçim yaptıkları belirtiliyor. Ancak çocukların dünyaya gelmesinin ardından, bazı aileler fiziksel görünüşlerdeki farklılıklar nedeniyle bu seçimler hakkında şüphe duymaya başladılar.

İlk yapılan incelemelerde, bu konuyla ilgili olarak yedi çocuk gündeme gelmişti.

BBC’nin ilk araştırması sırasında, KKTC’de tüp bebek tedavisi gören ailelerden dünyaya gelen yedi çocukla ilgili olarak "yanlış donör" şüphesi merkeze alındı. BBC’nin o dönemde elde ettiği ailelerin büyük bir kısmı, çocuklarına özel DNA testleri yaptırmıştı. Bu testlerin sonuçları, kendilerine tedavi öncesinde seçtikleri donörlerle örtüşmediğini ileri sürdüler.

İlk araştırmanın en dikkat çekici örneklerinden biri, İngiliz Beth ve Laura çiftinin çocuklarıydı.

Bu çift, aile kurma amacıyla 2011 yılında KKTC’deki bir tüp bebek merkezine başvurdular. Tedavi sürecinde, Danimarka merkezli Cryos International sperm bankasından "Finn" adıyla tanıtılan anonim bir sperm donörü seçtiler. Çift, iki çocuğunun biyolojik kardeş olmasını sağlamak amacıyla ikinci tedavi için de aynı donörün kullanılmasını özellikle talep etmişti. İlk tedaviden Kate, ikinci tedaviden ise James dünyaya geldi.

Ancak, çiftin James’in fiziksel özelliklerinin kendilerine sunulan Danimarkalı donörün özellikleriyle örtüşmediğini düşünmesi üzerine, yıllar sonra çocuklarına DNA testleri yaptırdılar.

Yapılan testler, Kate ve James’in aynı sperm donöründen dünyaya gelmediğini gösterdi. Ayrıca, çocukların seçildikleri "Finn" adlı donörle biyolojik bir bağlantı kurma ihtimalinin de düşük olduğu tespit edildi.

İngiliz hukuk sistemi tarafından onaylanmış laboratuvarlarda daha sonra gerçekleştirilen testler de iki çocuğun aynı biyolojik babaya sahip olmadığını doğruladı.

Yedi çocukla başlayan bu iddia zinciri, yeni araştırmalarla birlikte en az 30 çocuğa genişledi.

İlk haberlerin ardından BBC’nin araştırmasına yeni ailelerin dahil olmasıyla birlikte, şüpheli çocuk sayısının 7’den en az 30’a yükseldiği kaydedildi. BBC’nin edindiği bilgilere göre, söz konusu 30 çocuktan 15’inin tamamının aynı merkezde tedavi gördüğü belirlendi. Haberde, bu hastaların önemli bir bölümünün tedavi süreçlerinde Dr. Firdevs Uğuz Tip, Dr. Şevket Alptürk ve uluslararası hasta koordinatörü Julie Hodson’un görev aldığı bilgisi yer aldı. Dr. Firdevs Uğuz Tip, herhangi bir usulsüzlük yaptığı yönündeki iddiaları reddetti. Tip, BBC’nin ilk araştırmasında sperm siparişlerinden kendisinin sorumlu olmadığını ve Beth ile Laura’nın seçtiği donörle ilgili talebin kendisine iletilmediğini savundu. Şevket Alptürk ile Julie Hodson ise BBC’nin yeni araştırması kapsamında yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

Otuz çocuktan 11’ine DNA testi uygulaması gerçekleştirildi.

İddiaların boyutunu artıran en önemli gelişme, DNA testlerinden geldi. BBC’ye göre, şüpheli olan 30 çocuktan 11’ine ticari DNA testleri yaptırıldı. Bu testlerin bazı sonuçları, çocukların genetik kökenlerinin ailelere tedavi öncesinde sunulan donör profilleriyle uyuşmadığını gösterdi. Ayrıca, Türkiye ve çevresindeki ülkeler ile Güney Avrupa’ya uzanan genetik kökenler tespit edildi. Bu sonuçlar, ailelerin tedavileri sırasında gerçekten seçtikleri sperm veya yumurta donörlerinin kullanılıp kullanılmadığı konusundaki şüphelerini güçlendirdi.

13 yıl sonra yapılan DNA testi ile önemli bir bilgi edinildi.

BBC’nin yeni araştırmasına dahil olan ve dikkat çeken vakalardan biri Rachel adlı İngiliz kadının deneyimiydi. Rachel, 2012 yılında 39 yaşındayken KKTC’de tüp bebek tedavisi için yaklaşık 4 bin Euro ödediğini ve kendisine sunulan profiller arasından Danimarkalı bir sperm donörünü seçtiğini belirtti. Oğlu Jonah dünyaya geldikten sonra, çocuğunun fiziksel özelliklerinin seçilen donörün profilinden farklı olduğunu düşünen Rachel’ın şüpheleri uzun yıllar devam etti. Aradan 13 yıl geçtikten sonra yapılan DNA testi, Jonah’ın Rachel’ın biyolojik oğlu olduğunu doğruladı. Ancak genetik kökeninin, seçildiği belirtilen Danimarkalı sperm donörüyle uyuşmadığını ortaya çıkardı. BBC, DNA sonuçlarında Jonah’ın Türk ve Güney Avrupa genetik kökenleri taşıdığını aktardı.

"Donörlerimizin kim olduğunu bilmiyoruz" şeklinde bir ifade kullanıldı.

Ailelerin yaşadığı zorluklar yalnızca çocuklarının genetik kökenleriyle sınırlı kalmadı. Aileler, çocuklarının gerçek biyolojik donörlerinin kim olduğunu bilemedikleri için, bu kişilerin sağlık geçmişleri, kalıtsal hastalıkları ve taşıyabilecekleri genetik riskler hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını dile getirdiler. İlk vaka olan Beth, seçtiği donörün aile ve sağlık geçmişini bildiklerini düşündüklerini, ancak DNA sonuçları ortaya çıktıktan sonra gerçekte hiçbir şey bilmediklerini anladıklarını ifade etti.

Sperm Bankası, bu tür bir hatanın 45 yıllık tarihi boyunca kaydedilmediğini belirtti.

Ailelerden bazıları tarafından seçildiği iddia edilen donörlerin bulunduğu Danimarka merkezli Cryos International, ilk araştırma kapsamında BBC’ye bir açıklama yaptı. Şirketin CEO’su Ole Schou, sperm örneklerinin karıştırılmasını engellemek için çok sayıda güvenlik prosedürü uyguladıklarını ancak insan faktörü nedeniyle hiçbir sistem için yüzde yüz garanti verilemeyeceğini dile getirdi. Schou, bu durumun aksine, şirketin yaklaşık 45 yıllık tarihinde böyle bir hatanın kayıtlara geçmediğini ekledi.

BBC’nin görüşmelerini yürüttüğü Avrupa’daki üreme sağlığı uzmanları da tüp bebek tedavisinde yanlış donörün tesadüfen kullanılmasının son derece nadir bir olay olduğunu vurguladı. Aynı tedavi ekibiyle bağlantılı birden fazla benzer olayın ortaya çıkması durumunda ise bu durumun ciddi bir şekilde araştırılması gerektiğini belirttiler.

Sağlık Bakanlığı tarafından bir soruşturma başlatılmıştı.

İlk iddiaların kamuoyuna yansımasının hemen ardından KKTC Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Bakanlık, iddiaların ciddiyetle ele alındığını ifade ederek, tüp bebek merkezlerinde yürürlükte olan yasa ve yönetmeliklere aykırı herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını tespit etmek amacıyla resmi bir soruşturma başlattığını duyurdu. İlk aşamada yedi çocuk üzerinden gündeme gelen iddiaların yeni araştırmayla en az 30 çocuğa ulaşması, başlatılan soruşturmanın kapsamının genişletilip genişletilmeyeceği ve geçmiş yıllarda aynı merkezlerde tedavi gören diğer ailelerin durumunun incelenip incelenmeyeceği gibi soruları da beraberinde getirdi.

Aileler, çocuklarının gerçek biyolojik donörlerinin kim olduğunun belirlenmesini, donörlerin sağlık ve genetik geçmişlerinin kendilerine şeffaf bir şekilde açıklanmasını ve tedavilerinde seçtikleri donörler kullanılmadıysa bunun gerçekleşme şekli ve nedeni hakkında net bilgi talep ediyorlar.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

KKTC Tüp Bebek Skandalında Şüpheli Çocuk Sayısı 30'a Çıktı
KKTC Tüp Bebek Skandalında Şüpheli Çocuk Sayısı 30'a Çıktı